26 Kasım 2011 Cumartesi

Tokluk Hissi Veren Besinler

Karbonhidratların sağlıklı beslenme planında nasıl kullanılacağı yıllar
boyu tartışma konusu olmuştur. 20 yıldır yapılan beslenme
araştırmalarına bakıldığında; yağdan fakir, kompleks karbonhidrattan
zengin beslenmenin kalp hastalıkları, şeker hastalığı ve şişmanlığın
oluşumunu önlemede önemli bir yol olduğun yaygın bir şekilde
vurgulandığını gördüm. Ancak toplumlar diyetlerinde yağı azaltmalarına
rağmen kalp hastalıklarının artmasında sadece beslenme değil farklı
nedenlerin olabileceği düşüncesindeyim. Cinsiyet, yaş, fiziksel
aktivite durumu, genetik faktörlerin dışında toplumların basit
karbonhidrat alımlarında aşırı tüketimlerinin kalp hastalıkları,
diyabet ve şişmanlık için risk oluşturduğu da bir gerçek. Bu nedenle
karbonhidratların sağlıklı beslenmede yeri tartışılmaz önemli. Bu
araştırmalar ve bilim merakı farklı karbonhidrat kaynakları tüketiminin
farklı kan şekeri düzeylerinin kavranılması ile Glisemik İndeks kavramı
ön plana çıktı. İlk önce sadece şeker hastaları için düşünülen bu
indeks, daha sonraları kardiyovasküler hastalıklar ve şişmanlığın
önlenmesinde ve tedavisinde de etkin olduğu görülünce sağlıklı beslenme
stratejileri ile beraber anlatılmaya başlandı.

2002 yılında ilk defa Avusturalya besin etiketlerinde besinin Glisemik
İndeks değerlerini etiketleyerek bir ilke imza atmıştır. Amacı
insanları daha bilinçli besin seçimine yönlendirmektir.

Glisemik İndeks (Gİ) yenilen herhangi bir besinin kan şekerini
yükseltme yeteneğine denir. Tükettiğiniz besin kan şekerini ne kadar
uzun zamanda ve az miktarda yükseltiyorsa besinin Gİ düşük denir. Gİ
düşük besinler bireylerin daha uzun süre tok kalmalarını sağlarlar.
Ancak besinin Gİ değerini etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Besinin
içerisindeki nişasta miktarı, posa türü, pişirme ve hazırlama şekli,
protein ve yağ miktarı gibi… Besinlerin pişirilme şekli, nişasta
içeriği, protein ve yağ içeriği, lif içeriği, hazırlama şekli glisemik
indeksi etkilemektedir.

Pişirme şekli:
 Örneğin karbonhidrat içeriği yüksek olan
patatesi haşlarken oluşan glisemik yanıt fırınlanmış patatese göre daha
yüksektir. Bu nedenle besinleri fırınlayarak tüketiniz!

Nişasta içeriği
: Kurubaklagiller, tam taneli tahıllar
(pirinç, buğday, mısır vb…) makarna, kuskus, muz, ekmek yüksek oranda
nişasta içerirler ve glisemik indeksleri düşüktür. Saflaştırılmış ve
basit şeker içeren besinlerden kaçının.

Protein-yağ içeriği:
 Besindeki protein ve yağ miktarı
besinin mideden boşalımını geciktirir ve glisemik yanıta cevabı da
düşük olur. Örneğin yağlı sütler light süte oranla daha düşük glisemik
yanıt verirler.

Lif içeriği: Besinin posa içeriği arttıkça sindirimi
geçikir ve glisemik yanıtı da düşük olur. Kepekli besinlerin
saflaştırılmış besinlere oranla glisemik indeksleri düşüktür. Örneğin,
kepekli ekmek, çavdar ekmeği, kepekli pirinç, kepekli spagetti, kuru
fasülye, mercimek, nohut, soya fasülyesi, iç bakla, elma, greyfurt,
portakal, şeftali. Besinin lifinden yararlanmak istiyorsanız
kabuklarını soymadan tüketiniz.

Hazırlama şekli:
 Yine besinleri parçacıklar, püre, suları
çıkartılarak tüketmek glisemik yanıtı arttırır. Meyveleri suyu yerine
bütün olarak tüketmek, patatesi püre yerine fırınlayarak bütün
tüketmek, makarnaları küçük parça yerine (boru, kelebek, spiral)
spagetti olarak tüketmek glisemik indeksi düşürür ve daha kolay kilo
vermenize yardımcı olur.

Not: 
Besinleri tüketirken bütün halde tüketin, parçalara ayırmayın.
Besinleri pişirirken mümkün olduğunca besinin kendi suyu veya çok az su
ile düdüklü tencere veya buharda pişirin.

Gİ etkileyen birçok etken olsa dahi, beyaz ekmek veya şekerin kan
şekerini yükseltme düzeyi temel alınarak hangi besin ne kadar değerli
olduğunu bilmek hiç de zor değil. Aşağıda bulunan tabloda besinlerin
glisemik indeks değerlerini göreceksiniz. Gİ 60 ve altındaki besinleri
tercih ederseniz kan şekerinizi daha normal sınırlarda ve daha uzun
süre tutarak acıkmanızı engellemiş olursunuz.

EKMEK ADI GLİSEMİK İNDEKS 


Beyaz ekmek 100 

Tam taneli buğday ekmeği 93 

Yulaf ekmeği 93 

Buğday ekmeği 73 

Arpa ekmeği 58 

Çavdar ekmeği 54 

BESİN ADI GLİSEMİK ENDEKS 


Glukoz, Beyaz ekmek 100 

Tam buğday ekmeği, Kuru üzüm, Yulaf ekmeği 90 

Pirinç, Yulaf lapası, Patates 80 

Muz, Kepekli kahvaltılık tahıl gevreği, Krakerler 70 

Portakal suyu, Kuru fasulye, Spagetti 60 

Yoğurt, Elma, Çavdar ekmeği, Arpa ekmeği 50 

Yağsız süt, Şeftali, Portakal 40 

Kakaolu süt 35 

Tam süt, greyfurt 25.




Düşük Gİ’li Beslenmenin 7 Kuralı:

A. Sebze ve meyveden günde 7 porsiyon yemeli: 


amacımız en azından günde 2 porsiyon meyve (2 elma gibi) ve 5 porsiyon sebze yemelidir. Bir porsiyon meyve bir elmadır. Bir porsiyon sebze bir tabak salata= bir adet domates veya salatalık= 4-5 adet biber=bir küçük havuç=3-4 yemek kaşığı sebze yemeği anlamına gelir.

B. Düşük Gİ’li ekmek ve tahıl yiyiniz:

Çok tahıllı ekmek, tam buğday ekmeği, erişte düşük Gİ’lidir. Günde en az 5 porsiyon yenmeli. Bir porsiyon bir dilim ekmektir. Pirinç pilavı yerine bulgur yiyiniz. Makarna yerken biraz sert olmalı, az pişmiş olmalı, hamur gibi olmamalıdır

C. Daha çok kurubaklagil yiyiniz.

Lif oranı yüksek olan nohut, kuru fasulye, mercimek, barbunya gibi hububatları tercih edin. 

D. Düzenli olarak fındık, badem veya ceviz yiyiniz

Hergün bir avuç kadar fındık, ceviz veya badem yemeye çalışınız. Bunların içinde faydalı yağ, lif, vitaminler vardır. Patates cipsi, çikolata veya kuabiye yerine bunları yemek daha faydalıdır.

E. Daha çok Balık yiyiniz

Balıkların omega-3 kaynağı yani sağlığa faydalı yağ içerdiği bilinmektedir ve Gİ’leri düşüktür. Bağışıklık sistemi kuvvetlendiği gibi, kalp hastalığından korur ve psikolojinizi düzeltir. Haftada 2-3 defa balık yemek lazımdır. Balıkların yağlı olanını tercih etmek gerekir. Norweç somonu, sardalya, hamsi, tuna balığı yağlı balıkladır ve daha çok omega -3 içerir. 

F. Tavuk eti, Yumurta ve Yağsız kırmızı et yiyiniz

Bu gıdaların Gİ’leri düşüktür ve protein almamızı sağlarlar. Kırmızı et haftada bir defa mutlaka yenmeli ve bu sayede demir alımı sağlanmalıdır. Kırmızı veya beyaz et bol salata ile yenmeli yanında patates değil sebze yenmelidir. Haftada 2-3 tane yumurta ve derisi çıkarılmış tavuk da faydalıdır. 

G.Süt Ürünlerini Yağsız Olarak Yiyiniz

Hergün 2-3 porsiyon süt ürünü tüketmek bizim yeteri kadar kalsiyum almamaızı ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Yağsız süt, yağsız yoğurt, dondurma, peynir yenebir. Bir porsiyon bir su bardağı süt, 28 gram peyniri içerir. Sütün Gİ 12-14, yoğurtun 20-40 arası, dondurmanın 37-49 dur. 

Düşük Gİ’li Diyete Geçmek Nasıl Başlamalı?

Yüksek şeker yükü içeren gıdalarla beslenen bir kişinin düşük şeker içeren gıdalarla beslenmeye başlanması başta belki sıkıcı olabilir. Bu nedenle Prof. Dr. Jenni Brand –Miller’in önerdiği şu değişilikleri yapınız:

1. Değişiklikleri yavaş yavaş yapınız: Diyette büyük değiklik yapılması genellikle o diyetin sürdürülmesini önler. Bu nedenle, örneğin önce daha çok sebze yemeye çalışın. Bunu başarınca ikinci değişikliğe geçin.

2. İlk Önce En Kolay Değişimi Yapın: En kolay değişiklikle işe başlamak en başarılı yöntemdir. Örneğin hergün bir ara öğünde meyve yemeye başlayın. Sonra sebze porsiyonunu artırın.

3. Hedefi Büyük Tutmayınız, Onu Küçük Parçalara Ayırın: Hızla kilo verme hedefi koymayın. Bu durum sıklıkla hemen olmaz ve sıkar. Onun yerine haftada bir kilogram zayıflamayı hedef seçin. Küçük hedeflerden biri örneğin hergün 30 dakika yürüyüşe başlamak olabilir. 

4. Arada Kaçamaklar Yapabilirsiniz. Arada yapılan kaçamakları başarısızlık olarak değerlendirmeyin. Bunlar doğal şeylerdir. Bir alışkanlığın kazanılmasının 3 ay süreceğini kabul ediniz.

KAYNAK: Prof. Dr. Metin Özata, G.İ. Diyeti, Erko Yayincilik, 2007

Glisemik İndeks Diyeti

Glisemik indeks kavramı 

Beslenmenizde kompleks karbonhidratlara daha fazla yer verin (total kalori miktarının %50 ya da daha fazlası)
Son zamanlarda karbonhidratlardan çok fazla söz edildiği için bu konuya açıklık getirelim. Karbonhidrat adı içeriğindeki; karbon (C), oksijen (O2) ve hidrojen (H) molekülleri zincirden gelir. Yapısını değiştirdikçe daha farklı karbonhidratlar elde ederiz. Örneğin beyaz şeker gibi basit karbonhidratlar veya patates gibi sindirilebilen ya da kepek gibi sindirilemeyen kompleks karbonhidratlar...

Kompleks karbonhidratlar rafine edilmediği (doğal hali ile) zaman değirmende öğütülmüş buğday ve diğer kepekli tahıl unları şeklinde; rafine edilip kepeği ayrıldığında beyaz un şeklindedir. Karbonhidratların yararı yapısındaki doğal liflerden ileri gelir. Ayrıca bu karbonhidratlar; vitamin, mineral ve hastalıklarla savaşan antioksidanlardan da zengin olduğu için rafine edilmemiş kepekli tahıllardan elde edilen kompleks karbonhidratlardan zengin kaynakların tüketilmesini önerilir.

Karbonhidratlar; beyin, merkezi sinir sistemi ve kaslar için en sağlıklı enerji kaynağı olup günlük beslenmemizde farklı karbonhidrat kaynakları tüketmek kan şekeri düzeyinde de farklı etkilere neden olmaktadır.Bu fark günümüzde GLİSEMİK İNDEKS kavramını ön plana çıkarmıştır. Glisemik İndeks (Gİ) yenilen herhangi bir besinin kan şekerini yükseltme yeteneği olarak tarif edilir. Gİ düşük besinler, bireylerin daha uzun süre tok kalmalarını sağlarlar.Ancak besinin Gİ değerini etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Bunlar besinin içerisindeki nişasta miktarı, posa türü, pişirme ve hazırlama şekli, protein ve yağ miktarı gibi.

Glisemik indeksi düşük ve yüksek yiyecek örnekleri

Glisemik İndeksi Yüksek (Rafine Edilmiş) 
Beyaz Un
Beyaz Şeker
Beyaz Pirinç
Reçel
Paket halinde Patates
Cips
Makarna
Spagetti
Kek, ekmek gibi hamurların ana maddesi 

Glisemik İndeksi Düşük (Rafine Edilmemiş) / (Daha Sağlıklı) Kepekli Un
İşlenmemiş şeker kamışı (kara şeker)
Kepekli Pirinç (esmer)
Meyve
Bütün halinde Patates
Kuru fasulye ve diğer baklagiller
Kepekli makarna
Kepekli Spagetti 


Glisemik İndeksi düşük, kana yavaş karışan, kuru baklagiller, kepekli makarna, spagetti, kepekli ekmek, lifli meyveler ve sebzeler yerseniz, dolaşım sisteminize glikoz daha ağır ve küçük dozlarda gireceğinden, pankreasınız bunlarla başa çıkabilmek için azar azar insülin üretecektir. Hem pankreasınız fazla yorulmayacak, hem de kan şekeriniz ani çıkış ve düşüş etkilerinden kurtulmuş olacaksınız. Yıllar geçtikçe birdenbire yükselen ve düşen kan şekerini düzenlemek için çabalayan pankreasınız yorulacaktır. Pankreasın yorulması da genetik açıdan yatkın olan kişilerde yetişkin diyabetin ortaya çıkmasına yol açacaktır. Üstelik Glisemik İndeksi düşük yiyecekler kan şekeri miktarını uzun süre aynı düzeyde tutacağından çok sık acıktığınızı hissetmeyeceksiniz. Sık sık küçük porsiyonlar biçiminde yemek yemek de aynı etkiyi yaratacak ve şişmanlamadan atıştırmanıza izin verecektir.

Konunun özü nedir? 

Sağlıklı karbonhidratlar gibi sağlıklı olmayan karbonhidratlarda vardır. İkinci grup kana çabuk karışan, glisemik indeksi yüksek basit şekerler, rafine edilip liflerinden arındırılmış tahıllar ve beyaz un ya da beyaz şekerle yapılmış yiyeceklerdir. Herhangi bir yiyecek beyaz ise, büyük olasılıkla rafine edilmiştir. İyi karbonhidratlar ise kana yavaş karışan, glisemik indeksi düşük besinlerdir, yani meyveler, sebzeler, lif oranı yüksek olduğundan doyurucu ve organizmaya enerji sağlayan rafine edilmemiş kepekli tahıllardır. 

Önemli olan tükettiğiniz her besinin glisemik indeks değerine takılıp kalmak değil, glisemik indeksi düşük ve yüksek besinler arasında tam bir denge kurmaktır. Glisemik indeksi yüksek besinler sağlığa zararlı olur ama çok az miktarda yenen basit karbonhidratlar pek zararlı sayılmaz. Örneğin bir öğünde fındık veya kuru baklagil gibi glisemik indeksi düşük yiyecekler tüketiyorsanız bunun yanı sıra beyaz undan yapılmış ince bir ekmek yiyebilirsiniz. Glisemik indeksi yüksek ve düşük yiyeceklerin karıştırılmasına glisemik indeksi orta düzey olan bir öğün oluşturulur. Ancak kepekli buğdaydan yapılmış ekmek yerseniz zaten işe düşük glisemik indeksli bir besinle başlamış olursunuz. Önemli olan yediklerinizi doğru bir şekilde dengelemeniz; ağırlığınızın denetimini sağlayarak, kanser, kalp hastalıkları, diyabet riskinizi düşünüp yaşam boyu sağlıklı besleme alışkanlığını kazanmanızdır.


Glisemik indeksi düşük haftada 1 kg verdiren bir günlük sağlıklı beslenme reçetesi

Kahvaltı
2 karper büyüklüğünde orta yağlı beyaz peynir yada 
3 karper büyüklüğünde mozzerella peyniri 
8–10 adet siyah zeytin 
2 dilim kepekli ekmek 
Yarım greyfurt veya 1 portakal 

Ara Öğün: 
3-4 Adet yulaflı bisküvi

Öğle yemeği: 
1 porsiyon mercimek çorba ( doğal hali ile) 
Mevsim Salatası :
Mevsim sebzeleri (1 top yeşil salata, roka, tere, bol maydanoz,1/2 havuç rende, 1/2 beyaz turp rende) 
1 haşlanmış yumurta (dilimlenecek) 
1 ufak haşlanmış patates (küp şeklinde doğranacak) 
1 orta boy doğranmış tatlı kırmızıbiber 
1/4 çay kaşığı tuz 
1/2çaykaşığı kuru nane 
2 tatlı kaşığı balzamik sirke 
1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı bu salataya ilave edilecek 
1 dilim çavdar ekmeği

Ara Öğün: 
30 gram (15 adet) fındık ve 1 elma (yeşil)

Akşam yemeği:
Izgara et (tavuk veya hindi) (150 gr) 
1/2 kase yoğurt (125 gr) 
Mevsim salatası : 
Mevsim sebzeleri (1 top yeşil salata, roka, tere, bol maydanoz ,1/2 havuç rende, 10 adet kurutulmuş domates, 1/2 beyaz turp rende) 
1 orta boy doğranmış tatlı kırmızı biber(içine 3 yemek kaşığı haşlanmış beyaz fasulye, soya veya meksika fasulyesi) 
2 yemek kaşığı balzamik sirkesi ve 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı salataya ilave edilecek. 
2 dilim çavdar ekmeği

Gece (Yatmadan): 
1 ufak elma (yeşil) 
1 su bardağı yarım yağlı süt

21 Kasım 2011 Pazartesi

Diyetlerde yasaklı olan sebze

05 Ekim 2011
Zayıflama diyetlerinde tüketimi pek önerilmeyen patates aslında besin değeri açısından oldukça besleyici bir sebzedir. Gİ değeri yüksek olan patates, kan şekerini hızlı yükselttiği için kilo vermeyi düşünenlerin biraz daha dikkatli tüketmesinde fayda var.
Besin öğelerinin çoğunun kabuğunun altında olmasından dolayı kabuğuyla pişirilmesi besin değerini artıracaktır tabi kızartmamak şartıyla.
Patatesin faydaları nelerdir;
*Özellikle C vitamininden zengin olan patates günde 1 orta boy tüketildiğinde günlük C vitamini ihtiyacının %30'unu karşılayabilmektedir.
*Sindirimi kolaylaştırır, mide gazlarını giderir.
*Potasyumdan zengin, sodyumdan düşük olması nedeniyle kalp damar sağlığını korur, tansiyon hastalığında faydalıdır.
*Selenyumdan zengin bir sebze olan patates troidin de düzenli çalışmasını sağlar.
*Manganez içeriği yüksektir bu nedenle cilt sağlığı için önemlidir, cildi güzelleştirir.
*İçeriğindeki fosfor nedeniyle cinsel gücü artırır.
*Bol lifli yapısından dolayı barsakları çalıştırıcı ve temizleyici özelliği vardır.
*Kabızlığa karşı etkili ve kolon kanserine karşı koruyucudur.
*B vitaminlerinden zengin olmasından dolayı sinir sistemini düzene sokar, yorgunluğa karşı etkili bir sebzedir. Diyetisyen Özlem Sert Aydın
*Patates etkili bir virüs yok edicidir, bağışıklık sistemini güçlendirir.
*Magnezyum, kalsiyum, demir ve çinko içeriği de yüksektir. 

*Yapılan çalışmalara göre patatesi çiğ olarak tüketmek pişirerek tüketmekten daha faydalı. Özellikle patates suyunun karaciğer, safra kesesi, mide hastalıklarına karşı koruyucu özelliği bulunmaktadır.

*Vücudu toksik maddelerden arındırarak kanı temizler, hücre yenileyici özelliği vardır.

*Şeker hastalarının veya insulin direnci olan kişilerin dikkatli tüketmesi gerekir.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın

www.ozlemsert.com

Kilo verirken yağ yakmanın yolları

Beslenme konusunda genel ilkelere uyar ve doğru biçimde egzersiz yaparsanız yağ yakarak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz


tkumeli@milliyet.com.tr

Gerçek anlamıyla kilo kaybı vücudumuzdaki yağları kaybetmekten geçer. Peki bunu nasıl başarabiliriz? Doğru beslenme ve doğru egzersiz yaparak. Önce genel beslenme ilkelerinden başlayalım...
  • Bol su için: Su metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücut reaksiyonlarında görevlidir. Gün içinde içilen iki litre su vücutta enerji oluşumunu artırır ve zayıflamaya yardımcı olur. Aç karna içilen su vücuttan toksik maddelerin atılmasına yardım eder; karaciğer, böbrek ve bağırsaklarda toksin birikimini önler ve yağ yakımına yardımcı olur.

  • Altı öğün yiyin: Öğün sayısı arttıkça metabolik hızınız artabilir. Üç ana öğün yanında üç-dört ara öğün yapmak yağ yakılmasına yardımcı olur. Ara öğünler ana öğünlere açılan köprüdür. Vücuda sık aralıkla az miktarda yiyecek girerse metabolik hız artar, kan şekeri dengesi kurulur ve zayıflamaya yardımcı olur.

  • Aminoasit alımı: Proteinler kas yapımında ve doku tamiri için gereklidir. Karbonhidrat ya da yağ açısından kısıtlı diyetlerde vücut, proteini bir enerji kaynağı olarak kullanır. Bu gerçekleştiğinde, kaslarda ve zayıf dokularda kayıp meydana gelebilir. Protein kas oranının azalmasını engelleyebilir. Protein ağırlıklı beslenme metabolizmayı hızlandırır, yağların yakılmasını kolaylaştırır ve iştahı düzenler.

  • Salatasız kalmayın: Çiğ besin tüketimiyle vücuttan toksin atımı artar. Fazla yağlardan kurtulmak için salata ve çiğ besin tüketimi çok önemlidir. Salata tüketerek daha çok posa ve antioksidan alınır. 

  • Şeker-yağ ilişkisi: Şekerli besin alımıyla kan şekeri hızla yükselir ve pankreastan insülin hormonunun salgılanması uyarılır. İnsülin şekerin hücre içine girip enerjiye çevrilmesinde etkili bir hormondur. Enerjiye ihtiyacı olan hücreler gereksinimlerini insülin yardımıyla karşılarlar. Eğer alınan enerji gereksinimden fazla ise, insülin bu enerjiyi yağ dokusunda depolar.

  • Kaloriye dikkat: Diyet programlarında amaç kalori yakılmasını artırmaktır. Egzersizle birlikte vücudun harcadığı enerji miktarı artar. Harcamanın artmasıyla günlük beslenmeden alınan kalori harcanır ve yağ yakılması başlar. Günlük diyet programının kalori içeriği kadar besin öğesi içeriği de önemlidir. Vitamin ve mineralden, andioksidan bileşiklerden, posadan yana yeterli bir diyetle yağ yakmayı hızlandırabilirsiniz.

  • Atıştırmayın: Yağlı cips, çikolata, tuzlu bisküvi, kuruyemiş gibi baştan çıkarıcı besinler vücut yağının miktarını ve kiloyu artırır. Kaçamak anlarında yağsız, tuzsuz mısır patlağı, salatalık, yeşil erik gibi glisemik indeksi düşük besinleri tüketmek kilo vermeye yardımcı olabilir. 

  • Doğru karbonhidratlar: Diyet yaparken kilo vermek ve yağ kaybını görebilmek için glisemik yükü az olan doğru karbonhidratlar seçilmelidir. Bu besinler vitamin, mineral ve posa açısından zengindir ve daha doyurucu olabilir. Düşük glisemik indeksli karbonhidratlarla kandaki insülin düzeyinizi düşük tutarak yemekten sonra vücutta yağ depolanmasını önleyebilirsiniz. 

  • Lifli besinleri tercih edin: Vücuttaki yağ oranını düşürmek için lif miktarı yüksek besinler tercih edilmeli. Posa, yiyeceklerle alınan ve bağırsakta emilmeyen bitkisel liflerdir. Sindirim yolunu takip ederek vücuda girdikleri gibi terk ederler. Lifli yani posalı yiyecekler hem diyet hem de sağlıklı beslenme için çok önemlidir.

  • Yemeğinizi yavaş yiyin: Kilo alınmasının nedenlerinden biri hızlı yemektir. Yenilen besinin beyne ulaşıp tokluk sinyali vermesi yaklaşık 10 dakika sürer. Bu nedenle yavaş ve lokmaları iyice çiğneyerek yemeniz kilo vermenize yardımcı olabilir.

    Fiziksel aktivite

    Aerobik egzersiz yapın: Yağ yakılmasını sağlamak için daha çok kardiyovasküler sistemi çalıştıran aerobik egzersizleri (yürüme, koşma, yüzme, kürek çekme, bisiklete binme) yapın. l Hızı ayarlayın: Yağlar yavaş yakılır ve bu sırada daha fazla oksijene ihtiyaç duyulur. Bu nedenle yeterli oksijeni sağlamak için çalışma yoğunluğunuza dikkat edin. l Süreye dikkat edin: Yağların yanmaya başlaması için egzersiz hiç durmadan en az 15-20 dakika sürdürülmelidir. Haftanın en az üç günü, 30-45 dakika süreyle egzersiz yapın. l Açık havayı tercih edin: Deniz kenarı veya ağaçlık alanlar gibi oksijenin bol olduğu ortamlarda egzersiz yapın.